DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE HEMŞİRELİK
Fethiye ÖNGEL
Köşe Yazarı

DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE HEMŞİRELİK

DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE HEMŞİRELİK

Hemşirelik mesleğinin tarihsel gelişimi incelendiğinde, mesleğin fiziki ve sosyal çevrenin, savaşların ve göçleri insan sağlığını olumsuz etkilemesi ile ihtiyaçtan, dini inançlarla hastaya duyulan merhamet ve acıma duyguları sonucunda yardım etme isteğinden doğduğu görülmektedir. M.Ö. 3500 yıllarına ait eski bir Hint kitabında sağlık ve tıbbi bilgiler ilişkin kayıtlarda bakım sürecinde ayrıca bir grup hemşirenin tanımlandığı görülür. Bu ve buna benzer çok eski buluntularda hemşirelik mesleğinin ayrı bir grup olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır. Eski Mısır’da ve Atik Yunan’ da hasta bakımı ile ilgilenen grupların olduğu bilinmektedir. Hemşireliğin ayrı bir uğraş alanı olduğunu gösteren bu kanıtlar sıklıkla bir tıp adamın, rahibelerin, dakonların ve dakoneslerin ( Orta çağda erken Hristiyanlık döneminde Kiliselerde yardıma muhtaç, hasta insanlara bakan erkeklere “Dakon”, kadınlara “Dakones” adı verilmiştir.), usta çırak usulü yetişen ebe ve usta kadınlardan öteye gitmediği anlaşılır.

Ülkemizde ilk kez 1907’de Londra Kızılhaç Kongresine Türk delege olarak katılan Dr. Besim Ömer Paşa ve Dr. Nihat Yaşar Belger Florence Nigtingale ile tanışmaları, hemşirelik mesleğini tanımaları bir dönüm noktasıdır. Kongreden sonra ülkeye dönen doktorlarımız o dönem ismi Hilali-Ahmer olan Kızılay’ı uyararak ülkenin hemşire ihtiyacına dikkat çekmiş ve bir hemşirelik okulunun açılmasını zorunlu bulmuşlardır. Bunun üzerine 6 ay süreli bir kurs açılmış, açılan bu kurslara dönemin ileri gelen ailelerinin kızları katılmıştır. 1912 Balkan Savaşları sırasında Türk Kadını ilk kez hastanede çalışmaya başlamıştır. Bu da ülkemizde Hemşirelik mesleğinin başlangıç tarihi olmuştur.

Bilindiği üzere Florance Nightingale Hemşirelik Mesleğinin ilk kuramcısıdır ve bu konuda formal eğitimin önemini vurgulamıştır. İlk hemşirelik tanımının da yine kendisi 1859’ da yapmıştır.

“ Doğanın birey üzerinde etkili olabilmesi için bireyin en iyi duruma getirilmesi”

Bu tanımı yapıldığı dönemin pozitif bilimlere ve doğaya ilişkin ilginin arttığı dönem olması göz önünde  bulundurulmalıdır.

1933 yılında Taylor Hemşireliği “ bireyin fiziksel ve psikolojik gereksinimlerine istenen tedaviyi ve önlemleri uygulamak” olarak tanımlar. Hemşireliğin profesyonel bir meslek grubu olduğu Uluslar arası Hemşirelik konseyi (ICN) 1975’de Singapurda düzenlediği konseyde açıklar.

Dünya genelinde Hemşirelik profesyonel bir meslek grup olarak tanımlanmakta ve gelişen teknoloji ile uyum göstermektedir. Dünyada sağlık bakım hizmetleri artık iletişim ve bilgi teknolojilerinin kullanımı ile Tele tıp uygulamaları (örneğin hastanın laboratuvar sonuçlarını hekimine göndererek hekimin değerlendirmesi, tanı koyması veya radyolojik filmin hızlı, ucuz değerlendirilebilmesi için bir başka ülkedeki radyoloji uzmanına gönderilmesi gibi ) ile uzaktan sunulabilmektedir. Tele tıbbı da kapsayan Tele sağlık uygulamaları da, araştırma, sağlığı korumak ve geliştirmek amacıyla video konferans, telefon desteği ile danışmanlık, telefonla izleme, sağlık eğitimi gibi interaktif olarak etkinlikler olarak yürütülmektedir. Hemşirelerin bu teknolojileri öğrenmeleri ve kullanmaları için bilgi ve becerini geliştirmeleri de gerekmektedir.Hemşireliktebilgi geçmişte anlatım ve kitaplar yoluyla aktarılırken artık, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerle elektronik üniversiteler ortaya çıkmıştır. Eğitim uydu sistemleri, kablolu, yoğun diskler ve internet ağı üzerinden televizyonla, açık öğretim programları ile uzaktan eğitim, on-line eğitim, moduler yapılar, web tabanlı farklı teknolojiler gibi eğitim modelleri ile yürütülebilmektedir (Jarvis, 1997). Örneğin ABD’de Fielding üniversitesinde olduğu gibi bazı üniversitelerde, artık yazılı eğitim materyalleri kullanmaktadır.

Tüm bu tarihsel süreçlere baktığımızda Hemşirelik mesleğinin profesyonel bilgiye ve uygulama alanına sahip olması gerektiği görülür. Dolayısıyla Hemşirelik mesleği Ülkemizde bugünkü şekilde Yardımcı Sağlık Personeli olarak değerlendirilemez. Buna göre şunlarıda hatırlamamızda fayda var:

Hemşirelik mesleğinin kendine özgü bir bilgi bütünlüğü vardır.
Bu bilgi teorik bilgi bütünlüğünü içerir.
Yine bu bilgi bütünlüğü hemşirelik mesleğinin üyelerini ortak bir hedefte birleştirir.
Bu uygulamalarda hemşirelik üyesi bireye rehberlik eden etik kodlar bulunmaktadır.

Ve Hemşireler verdikleri hizmetin kontrolüne sahiptirler.

Oysa Ülkemizde 16- 24 saat nöbet tutmak, çocuk bakımlarında yeterli kreşin bulunmaması, eşit olmayan ücret paylaşımı, sağlıkta hasta ve hasta yakınlarından görülen şiddet ve yapılan mobingler sağlık çalışanlarını hem maddi hem manevi, hem fiziksel hem de ruhsal yönden yıpratmaktadır. Mesleğin 5. Yılına gelindiğinde birçok sağlık çalışanı ya farklı birimlerde görev almaya çalışmakta ya da başka mesleklere yönelim eğilimi göstermektedir. Dünya genelinde Hemşirelik profesyonel bir meslek grubu haline gelmişken ülkemizde hala verilen tedaviyi ve önlemi uygulamak olarak algılanan, hasta bakımında insiyatifi ve gözlemi çoğu kez görmezden gelinen ve kimi zaman bu insiyatiflerisorgulanan, görevi yalnızca yardım etmek olarak algılanan bir gruptur. Mesleğin tanımı yeterince yapılmamakta, bu durum pratikte işleri karıştıran, hemşireyi kendi meslektaşı, doktoru ve hasta yakını ile karşı karşıya getiren ve doktor ile hasta ve doktor ile hasta yakını arasında kalmasına neden olan bir durum yaratmaktadır. Yine bu durum sağlık çalışanı psikolojik olarak etkilemektedir.

Emeğin karşılığında maaş+ nöbet parası+ döner sermaye ücretin parça parça verilmesi ise maddi anlamda sıkıntı yaratırken, gelecek kaygısını da beraberinde getirmektedir. Üstelik döner sermaye adında hastanelerin gelirlerine göre, belli bir katsayıya dayanarak dağıtılan ve genellikle idarenin insiyatifindeolan ücretlerde eşitsizlik belirli hastanelerde personel yığılmasını getirdiği gibi, aynı işi yapan, aynı zorluklara katlanan kişiler arasında eşitsizliği de doğurmaktadır. A hastanesi personeline tavandan döner sermaye verir de B hastanesi döner sermaye vermiyor ise aynı iş yapan kişiler arasında ücret bütünlüğünden bahsetmemiz mümkün değildir. Bu durumu birçok sağlık personeli fazladan mesai tutarak, kendisinin ve ailesinin zamanından feragat ederek dengelemeye çalışmaktadır. Bu durum dolayısıyla ilk tayin döneminde birçok kişi döner sermayeyi tavandan veren hastaneleri tercih etmek isteyecek, tabandan döner sermaye ödenen hastanelerde ise eksik personel, fazla mesai ile sağlık hizmeti vermeye çalışacaktır.

Özellikle bu durum Pandemiyle birlikte daha yoğun hissedilmeye başlanmıştır. Esnek olmayan ve artan çalışma saatleri, her an virüse maruz kalma kaygısı, sevdiklerine ya da çevrelerine virüsü taşımak korkusu, üstelik bu hastalığın meslek hastalığı sayılmaması sağlık çalışanının çalışma şevkini kırmaktadır.

Bu neden Hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının ivedilikle sağlıkta yaşanılan ve gerek hastaya, gerek hasta çevresine ve kendi çevrelerine yayılan etkilerinin gözden geçirilmesi, bu sorunların başta toplum sağlığı adına çözüme kavuşturulması önem arz etmektedir. Sağlık çalışanlarının ise bir araya gelip seslerini yükseltmeleri, haklarını savunmaları, mesleklerinin tanımlanarak, daha iyi koşullarda, profesyonelleşme ile mesleği günümüz teknoloji gelişmelerine uydurmaya çalışmalıdırlar.

 

Kaynaklar;

Küreselleşme ve Hemşirelik Eğitiminde Uluslararasılaşma – Ayla Bayık Temel

Ülkemizde Hemşirelik mesleğinin tarihsel gelişimi- Ayşegül Kocadereli

Paylaş
Yükleniyor...