Köşe Yazıları

Sendikacı Kimdir?
Sendikacı Kimdir?

1834’teki ilk eylemlerde Boston Transcript Gazetesi şöyle yazıyordu: “Sayıları kısa zaman içerisinde yaklaşık 800’e yükseldi. Bir aylaklar çetesinin gönül eğlencesine tören alayı oluşturuldu ve kasabaya kadar yürüdüler ve eklediğimize üzgünüz ki hepsi de Yankee kızlarına mahsup değil… Liderlerden birinin bir kütüğün üzerine çıkıp, dinleyicileri üzerinde güçlü bir etki yaratan, kadın hakları ve ‘paralı aristokrasinin’ haksızlıkları üzerine ‘Mary Wollstonecraft’vari* ateşli bir konuşma yaptığı ve kendi mücadelelerine ölümüne sahip çıkmaya karar verdikleri haberini aldık.”


Yener Aksoy
28 Şubat 2021
Üniversite hastanelerinde çalışan hemşirelerin kronikleşmiş mağduriyeti
Üniversite hastanelerinde çalışan hemşirelerin kronikleşmiş mağduriyeti

Yüksek Öğretim Kurumlarına bağlı Üniversite Hastanelerinde sözleşmeli hemşire olarak görev yapan, ancak sözleşmelerini yenilememe kararı alan hemşirelerin yeni takvim yılında sağlık bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşlarda istihdam edilebilir mi?


Tolga Bircan
14 Aralık 2020
Koronavirüs meslek hastalığı sayılmalı mı?
Koronavirüs meslek hastalığı sayılmalı mı?

Koronavirüs meslek hastalığı sayılmalı mı?


Yunus Şimşek
25 Kasım 2020
COVID-19 bize ne öğretti?
COVID-19 bize ne öğretti?

Yeni tip koronavirüs olarak bilinen Covid-19 Çin’in Vuhan kentinde cereyan etmiş ve bütün dünyaya yayılmıştır. Bu virüs bilindiği üzere solum sisteminde tutulum göstermekle beraber üst solunum yolu hastalıkları ve gribal enfeksiyonlarla benzer semptomlar göstermektedir. Henüz tedavisi bulunmayan hastalığa genel anlamda semptomatik tedavi yapılmakta semptomlar önlenmeye çalışılmaktadır. Bu hastalıkta 65 yaş üstü, kronik hastalığı bulunan ve immünsupresif bireyler risk grubunda bulunmaktadır. Diğer bir risk grubu ise hastalar ile sürekli temas halinde olan sağlık çalışanlarıdır. Özellikle iki meslek grubu risk oranı diğer mesleklere göre daha fazladır. Bu meslekler hemşirelik ve hekimlik mesleğidir. Daha da özele inildiğinde hemşirelerin hasta ile 24 saat beraber olmaları ve enfekte olan bireylerin bakımlarını üstlenmeleri, hekimlerin bireyler ile muayene amaçlı temasları risklerini arttırmaktadır. Bu temaslar sonucu değerli hemşire ve hekimlerimiz de enfeksiyon kapabilmekte ve bunun beraberinde aile bireylerine de bulaştırabilmektedirler. Bu kadar riske rağmen hemşire, hekim ve diğer sağlık profesyonellerimiz görevlerini başarıyla ve özveriyle yerine getirmektedir. Diğer yandan sağlık bakanlığının ve bilim kurulumuzun aldığı kararlar doğrultusunda toplumdaki yayılımını durdurmak için önlemler alınmakta ve uygulanmaktadır. Türkiye sağlık sistemi temelinin sosyal devlet anlayışı çerçevesinde devlet eliyle sunulması pandemi ile mücadeleyi başarılı noktalara taşımıştır. Bu başarılara rağmen eksiğimiz olmuştur fakat önemli olan bu dönemden büyük ölçüde dersler almak ve dünya da dönem dönem meydana gelen bu tarz olaylarla daha etkin bir şekilde mücadele etmektir. Bu dönem bize ne öğretti ne ders çıkardık diye sorarsanız? Başta sağlık çalışanlarımızın her koşulda çalışabileceği bir dirayet gördük ve adaptasyon yeteneklerinin ne kadar yüksek olduğunu ve aslında dünya için ne kadar önemli bir konumda olduğumuzu gördük bununla birlikte nitelikli insan gücünün önemini bir kez daha anlamış olduk. Bu yüzden karar vericilerin oturup bu alanda nitelikli insan gücünü nasıl sağlayabiliriz sorusunu sormaları ve buna yönelik politikalar geliştirmeleri gerektiğini düşünmekteyim. Demem o ki bu kadar kısıtlı kaynaklarla maksimum verim gösteren sağlık çalışanlarımız varken insan gücünü daha nitelikli eğitim almasını sağlayarak ne muhteşem iş çıkartabilir Türk sağlık çalışanları bir düşünün, sadece okul açmak değil o okulda kaliteli insan gücünün yetişmesi için gereken altyapının öneminden bahsetmekteyim. Bu virüsün diğer bir öğretisi, kronik hastalığı olan bireylerde daha fazla etki göstermesinden kaynaklı oldu. Yani biz 1. Basamak sağlık hizmetlerinin (Koruyucu Sağlık Hizmetlerinin) alt yapısını güçlendirebilir ve bireylerin hasta olmalarını önleyebiliriz. Akıllardan 1. Basamak sağlık hizmetleriyle ne ilgisi var sorunun geçtiğini tahmin edebiliyorum. Eğer biz bireyleri koruyucu sağlık hizmetleri programı kapsamına alır ve hipertansiyon, diyabet, kalp yetmezliği, kanser ve immünsüpresif hastalıklar gibi kronik hastalıklardan koruyabilirsek virüsün etkileyebileceği risk grubunda bulunan birey sayısını da azaltmış oluruz. Yani insanlar kronik hasta olmadan hastalığı önleyebilir hem bu gibi pandemi olaylarında ortaya çıkan mali yükü hem de ülke genelinde sağlık harcamaları maliyetlerini düşürebiliriz. Bunların yanında atalarımızın da zamanında dile getirmiş olduğu “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” mantığındaki sorumluluklarımızı yerine getirmiş oluruz. Bir devletin gelişmişlik düzeyinin ölçüldüğü sağlık hizmetlerinde ne kadar çok insanı koruyabilir ve hasta olmasını önlersek inanın kaynaklarımızı o kadar efektif kullanır ve kalitemizi arttırırız. Şu anki durumun bize öğrettiği en önemli ders budur diye düşünüyorum, koruyu sağlık hizmetlerine acilen hızlı bir dönüş yapılmalıdır. Bu dönüşün uzun vadede faydalarını ülkemize katkılarını hepimiz görmüş olacağız. Koruyucu sağlık hizmetleri ve Halk sağlığının önemi her geçen gün büyümektedir ve bir ülkenin sağlık sisteminde lokomotif görevi görmesi o ülkede yaşanacak olumsuz olayların önüne geçecektir. Son olarak ülkemizin bu durum ile kısa sürede baş edebilecek düzeye gelmesinde büyük rol oynayan hastalık ile mücadelede kullanılan ekipmanların ülkemiz tarafından üretilebilmesidir. Yerli üretimin önemini bir kez daha anımsattı bize fakat yeterli mi? tatbikî değil. Ekipman yetmez, ilacından tutun cihazlarına kadar tamamen her şeyi biz üretiyor olursak işte o zaman hastalık ile daha rahat bir mücadele ortaya koyabiliriz. Büyük ölçüde bakanımızın ve bakanlığımızın liderliğinde birçok şey aşıldı bu konuda ve umarız ki ilerleyen günlerde hastanelerimizde kullanılan bütün malzeme, cihazlar, ekipmanlar ülkemizde üretiliyor olsun. Bu yüzdendir ki hepimizin daha fazla çalışması daha fazla üretmesi ve daha fazla özveri göstermesi gerekmektedir. HEP-SEN YÖNETİM KURULU ÜYESİ ÖĞR. GÖR. BİRCAN KARA


Bircan KARA
20 Kasım 2020
Sağlık Camiasında Yeni Bir UMUT
Sağlık Camiasında Yeni Bir UMUT

Tarihsel aşamalarda iktidar ve iktidarın sınırlandırılması incelendiğinde iktidarları sınırlandıran ilke ve ölçütlerin olduğunu görüyoruz. Avrupa ve Amerika kıtasının öncülük ettiği örgütlü toplumsal hareketler, hak ve özgürlüklerin lehine iktidarın sınırlandırılması ölçütlerini belirleyen bağlayıcı ve üstün yazılı kurallar ortaya çıkarmıştır. İktidarları sınırlandıran pek çok etkenden ‘yazı konumuzla’ bağdaşacak olanları alırsak bir kısmı muhalefet, bir kısmı hak ve özgürlükler üzerine mücadele eden sendikalardır. Gerçekçi düşünceyle baktığımızda bugün önümüzde var olan birçok sorun sadece iktidarların sorunu değil, iktidarı yönlendirmesi gereken muhalefetlerin ve sendikalarındır. Sağlık ile ilgili sorunlara bu çerçeveden baktığımız zaman ortada olan sorunları iktidarların çözmediği ya da çözemediği gibi muhalefet ve sendikalarında çözüm için gerekli adımları atmadığı sonucuna ulaşabiliriz. Her siyasi hareket kendine bağlı bir sendikalaşma süreci ile 'mesleksel hakları ve ilerlemeleri' adeta politize edip harcamıştır. Mesleksel mücadeleler amacıyla bu siyasi sendikalarda olan gerçekten iyi niyetli kişiler olsa dahi yeterli sayıda olamadıkları için çözümler hep ertelenmiş ve artarak çoğalmıştır. Bu bağlamda özellikle sağlık çalışanları noktasında sistemin kilitlendiğini görmekteyiz. En buhranlı dönemlerden biri olan pandemi döneminde bile sağlıkta ki sorunları politize edip kazanım yerine çıkarım getiren bu siyasal odakların, mesleklerin haklarını elde etme çabalarının önüne kurduğu set siyaseten arındırılarak yıkılmalıdır. Sahadan aldığım haberler ve görüşmelerimle Hemşireler ve Tüm Sağlık Profesyonelleri Sendikası isimli, kısaltması HEP-SEN olan bir sendika kuruldu. Başkanı ve yönetim kuruluyla bu süreçte görüşme sağladım. Bu kişiler tamamen meslek odaklı olup siyaseti sağlık alanında pasifize etmeyi hedef koymuşlar hatta sendikalarında siyaset faktörü ile ilgili hareketi olabilecek kişiler için üyelikten çıkarılma düzenlemesi yapmışlar. Konuşma ile birlikte tüm detayları öğrenince gerçekten çok sevindim. İçinde bulunduğumuz ay itibariyle kurulan HEP-SEN ile birlikte hekim, hemşire, anestezi teknikeri, ebe, fizyoterapist, laborant, diyetisyen ve sayamadığım diğer tüm saha çalışanlarını siyasetten arındırılmış, yasal düzenlemelere uygun, meslek ve hizmet odaklı olacak şekilde bu oluşumda temsil edeceklerini söylediler. Siyasetin gölgesinde kurulan sendikalarda mesleksel mücadelelerini veren kişilere de ‘artık sizin içinde bir yuva var’ mesajı veriyorlar. Bu genç ve dinamik ekip sağlık camiası için gerçekten umut verici. Sendika başkanı Yunus Şimşek kendisiyle yaptığım görüşmede “Taleplerimiz, isteklerimiz belli ve sağlık çalışanları pandemi sürecinde de görüldüğü gibi ne kadar etkin ve fedakâr konumdalar. Artık senelerdir verilmeyen hukuki haklarımızı alma zamanıdır.” diye ekliyor. Nasıl olacağını sorduğumda: “Bizim siyasetle hiç bir alakamız yok hatta siyaset yapılması da yasak, biz bugün sayısı 1 milyona ulaşan bütün sağlık çalışanlarıyla kucaklaşıp gücümüzü ortaya koyacağız ardından Sayın Bakanımıza bunları bizzat sahanın temsilcisi olarak aktaracağız. Bu birliktelik, güç ve samimiyet, bakanlığımız ile el ele çözülecek. Herkes bu durumdan mutlu olacak. Biz yıllardır mesleksel ilerlemelerimizi bu siyasi sendikalar yüzünden kaybettik. Ülkemizde yasaların bizlere tanıdığı demokratik haklar çerçevesinde görüşmelerimizi, toplantılarımızı yürüteceğiz ve tekrar söylüyorum Sayın Bakanımız ve Bakanlığımız ile el ele bu durumu çözeceğiz. Ayrıca siyasi durumu olmayan meslek dernekleriyle görüştük onlardan da destek istedik ve aldık. Biz bugün biliyoruz ki Sağlık Bakanlığı siyasi olmaz, bizlerde olamayız ama kraldan çok kralcı olan şahsi çıkar ve hedefleri olan bu sendikaların camiamıza saldığı zehir hepimizi bu konuma getirdi. Biz umut ediyorum ki yakın bir sürede sorunları en az indirgenmiş bir camia olacağız.” Bu sözlerinin ardından kendisini tebrik ettim ve başarılar diledim. Yunus Şimşek ve HEPSEN kurucuları gerçekten haklılar… Sağlıkta siyaset nasıl olabilir? Siyasi yaklaşım ve provakasyona kim göz yumar? Politik hedefler uğruna sizi kim muhatap alır? Dolayısıyla bu genç ve dinamik grup çok çok haklı.. İnşallah çıktıkları yolda bu fikirler ışığında dolu dizgin devam ederler...


Orhan ÇAKIR
19 Kasım 2020
Pandemi Hemşiresinden Anı
Pandemi Hemşiresinden Anı


Dilek BENZER
05 Ağustos 2020